ZER İLE ZOR ARASINDA

Aşağıdaki metin Dücane Cündioğlu’nun Yazısından alıntıdır.

Sanatın asıl gücü, gerçekliği temsiller vasıtasıyla dönüştürebilmesinde. Başka bir deyişle yeni gerçekliklere vücudverebilmesinde. Paralel evrenler inşa edebilen bir güç bu. Muhayyilenin gücü. Mecazın. Ve dahi bireyin gücü.Bireyselliğin.

Seçkinliği de bundan. Muhatablarını eler, seçer, gerekirse iter. Ne zer’le, ne zor’la, bilakis simgeler aracılığıyla. Simge gösterdiği kadar da saklar. Perdeler. Temsil eder. Bu nedenle, hakikat, afişe edilen değil, her daim temsil edilendir. Hep bir adım ötede olandır. Ele geçirilmesi, avuçlanması olanaksız olandır. Sanat, hakikate sadece işaret eder. Hürmetinden. Onu ele geçirmeyi değil, yanına yaklaşmayı ister. Kokusunu almayı. Mesafeye riayet edişi de bundan. Hep bir aralık varsaymasından. Birazcık aralık, birazcık mesafe. Hakikatin nefes alabileceği kadar. Sadece ama sadece, bir gün kendisine yakınlaşma umudumuzu korumamıza yardım edecek kadar. Siyasetin ve ticaretin sanattan öğrenmesi gereken işbu hürmettir. Zer’in ve Zor’un. Önce mesafelere hürmet. Simgelere. Perdelere. Özel olana. Özgül olana.

Merak serbest, sanat sözkonusu olduğunda yasak olan ise tecessüs. Sözcüğün kökenine atfen, casusluk etmek. Başkaları adına, hakikatin mahremiyetine tecavüz. Mesafeyi ortadan kaldırma aymazlığı. Sadece yararı gözetme seviyesizliği. Ortalamayı ve vasatı yüceltip aykırı olanı, zayıf görüneni yok etme emeli.

2013-02-23T14:37:56+00:00 0 Yorum

Bir Yorum Gönderin